Umarım, bu son durağım olur! - İsmet Çiğit

Umarım, bu son durağım olur!


1976 yılında (neredeyse yarım asır önce)  İzmit Lisesi’nden yeni mezun olmuş, Yıldız Üniversitesi’nin Elektronik Mühendisliği Bölümü'ne adım atmış çok genç (henüz 17 yaşında) bir genç olarak, rahmetli babamın kurucusu ve sahibi olduğu Kocaeli Gazetesi’nde mesleğe adım attım…
Gazetede ilk işim, amatör futbol maçlarında muhabirlik, boş kalan zamanlarda da babamın  misafirlerine çay-kahve servisi  yapmaktı. 1980’li yıllarda önce Spor Servisi Sorumlusu oldum.
Askerliğimi yaptım, evlendim. Yine 1980’li yıllarda Genel Yayın Müdürü oldum. 
Çok çalıştım. Çok okudum, çok yazdım… 
Türkiye’nin ve ilimizin o dönemlerdeki en iyi, en dürüst ve düzgün gazetecileri ile birlikte çalışma imkanı buldum. 
Yaptığım işteki aşırı titizliğim ve  “Mükemmeliyetçiliğim’’ nedeniyle kimi zaman çok sinirlendiğim, kalp kırdığım olmuştur. 
Ama her zaman herkesle işi geçinmeye, herkesle dost olmaya ve her ortamda alabildiğine şeffaf olmaya gayret ettim. 
1990’lı yıllarda Türkiye’nin en saygın, en çok okunan ve en çok güvenilen şehir gazetesinin başında bulunuyordum. 
1999 büyük depreminde bu kentteki bir gazeteci olarak, bu kentteki bütün insanların menfaati ve kentin biran önce kalkınıp eski haline dönebilmesi için  büyük bir özveri ile çalıştım. 
O yıllarda biri çıkıp bana,  “İsmet Çiğit, gün gelecek sen bu gazeteyi satacaksın. 6 yıl Haldız’larla, 3 yıl Güngör Arslan’la birlikte çalışacak, sonra  Tahsin Keskin’in yanında KOCAELİ ZİRVE’nin yazarı olacaksın“ deseydi, alnını karışlar, belki de en ağır küfürleri savururdum. 
Ama hayat böyle bir şey…
İnsanın ne zaman nereden nereye savrulacağı, yaşamın akışı içinde bir kişinin hayatının nasıl değişeceği biç belli olmuyor ve bilinemiyor. 
Ben kendimi hep, “Günün birinde ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesi’nin genel yayın müdürlüğü koltuğunda bir kalp krizi veya bir inme sonucu  hayatı noktalarım” diye düşünmüştüm. 
Nitekim, o koltukta kalp krizi de geçirdim. Ama kurtardılar,  büyük bir ameliyatın ardından 10 gün bile geçmeden görevime geri dönmüştüm. 
………………………………
Yıllardır nerede olursam olayım, beni takip eden, beğenerek veya küfür ederek benim yazılarımı okuyan okurlarımın  en azından bir kısmı, her fırsatta “ÖZGÜR KOCAELİ’yi nasıl satarsın “ diyerek bana sitem ediyor ve hesap soruyorlar. 
Değerli okurlar, 2002 yılının sonlarında Türkiye’de iktidarın değişmesiyle birlikte çok şeyler değişti. 
Özellikle medya sektöründe her şey değişti. 
Ben tek başıma o gazetenin sahibi değildim. Hissedarı, genel yayın müdürü, başyazarıydım. 
2013 yılında içinde bulunduğumuz şartları çok ince eleyip, sık dokuduktan sonra gazeteyi satmaya karar verdik. 
Ben, gazeteci olmaya, gazetecilik havası atmaya, her gün yazı yazmaya, her gün birileri ile didişmeye hiç meraklı biri değilim. 
Gazeteyi satınca bu mesleği tamamen bırakıp köşeme çekilmeyi, sakin  bir hayat yaşamayı planlıyordum. Ama gazeteyi satın alan Sayın Macit Haldız,  “İşin başında  İsmet Çiğit olmazsa, ben bu gazeteyi almam” dedi. Israrla benim kalmamı istedi. “Yok, ben çalışmayacağım” desem, iş bozulacaktı.

Mecburen çalışmaya devam ettim. 
Gazeteyi sattığımız zaman Haldızlar’dan gelen paranın tamamı da benim cebime girmedi. Bu para 20-25 kişiye bölündü ve ben de payıma düşeni aldım. 
Nasıl olsa çalışmaya devam ediyorum, gelirim devam ediyor diye,  elime geçen parayı tutmak, kenarda istiflemek gibi bir çabam da hiç olmadı. 
Haldız Grup bünyesinde 6 yıl karşılıklı saygıya dayalı ilişki içinde gayet güzel çalıştık. 2019 yılında  kentimizin sosyopolitik yapısında yaşanan değişimlerin ardından yollarımız ayrıldı. 
2013 yılındaki alışverişten, Haldız Grup’un hala o dönemdeki ortaklarımızdan Nazif Çanakçılı’ya bir villa borcunun olduğunu da belirtmek isterim. 
…………………..
2019’da Haldız Grubun gazetesinden ayrıldım. 
Çirkeflik yapmaya, çirkinleşmeye kalksam, geriye dönük 30 yıllık tazminat hakkımı talep edebilirdim.

Beş kuruş talep etmeden ayrıldım. 
O günlerde Güngör Arslan bana sahip çıktı. Diğer pek çok alternatif teklif arasından Güngör’ü tercih ettim.. İlk zamanlarımız, ilk aylarımız çok keyifli de geçti.. 
Birlikte Körfez’de yat gezileri yaptık. Ailece toplanıp Güngör’ün bulduğu (VIP) minibüsle, oğlumun İstanbul Boğazı kenarındaki bir mekanda gerçekleşen nişan törenine de gittik. Ben O’nun ailesini, O benim ailemi çok sevdi. Yakınlaştık, kardeş olduk. 
Benim çok sağlam dostlarımdan borç alarak temin ettiğim bir miktar para ile hayalimiz olan kağıt gazeteyi de çıkarttık. Ama 2020 yılının mart ayında biz gazeteyi çıkarttıktan hemen sonra “Pandemi” patladı. 
Bu kentte bazı güç odakları, Güngör ile benim bir araya gelmemi hiç kabullenemedi. Bu kentte Covid-19 mikrobu nedeniyle ilk ölümleri haber yazdığımız için sabaha karşı benim evimi polisler bastı.

Kelepçe takılıp polis merkezine götürüldüm. 
Hiç alışık olmadığım olaylarla karşılaştım.

Haftanın 5 günü Adliye veya karakolda ifade vermek zorunda kaldım.  
Emin olun, bütün bunlar da hiç önemli değil. Dayanırdım. Ama ben çocukluğumdan beri yokluk görmeden yaşamış biriyim.
Güngör’le ben bir araya gelince, bütün musluklar kapandı. Çok sert ambargolarla karşı karşıya kaldık.
Emin olun, neredeyse iki yıl boyunca, bugünlerde geçerli olan asgari ücretin altında bir gelirle yaşamak zorunda kaldım. 
Bazı aylarda evin elektrik-gaz faturalarını ödemek için, evdeki eşyaların bir bölümünü ikinci el ticareti yapanlara sattım.
……………..
Güngör’le Ben, ayrı dünyaların insanlarıyız. Ama şunu çok net söyleyebilirim; “Bu kent için Güngör, benden daha fazla lazım ve faydalı bir adamdır.” Ben her şeyi yazamam, yazmam. Güngör yazar, araştırır, üstüne gider. Ben rahatına düşkün, eve girince mesleği unutan adamım. Güngör 7/24 çalışır. 
Hazır yılbaşı gelmişken,  hiç kavga gürültü de etmeden Güngör’le yolları ayırdık.
Benim Tahsin Keskin’le bir araya gelmeme aracılık da yapmış, desteklemiştir. 
Tahsin Bana, bu kentte hala bir değer olduğumu, hala  bir değerimin bulunduğunu ve  bunun parayla ölçülebileceğini hatırlattı, gösterdi. 
Güngör’e de çok teşekkür borçluyum. Yeni patronum Tahsin’e de…
Umarım, bu son durağım olur. 
Umarım,  Kocaeli Zirve’de keyifli ortamda yazılarımı yazma fırsatı bulmuşken, bunu sürdürebilirim. 
Elbette daha dikkatli, daha ince eleyip-sık dokuyarak yazılar yazacağım. 
Benim sosyal medya ile fazla ilişkim yoktur. 
Yazılarımı okumak istiyorsanız her zaman olduğu gibi her gece yarısından itibaren Kocaeli Zirve Gazetesi’nin internet sitesinden takip edebilirsiniz.
Herkese sağlıklı, mutlu, huzurlu iyi seneler dilerken KOCAELİ ZİRVE’deki ilk yazımda beni okuyanlara sonsuz saygı ve sevgilerimi sunuyorum. 
 

ismetcigit58@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 7

  • İzmitli | 02 Ocak 2022 13:12

    Hayırlı olsun ismet bey, ben de yazılarınızı okumak için zirve gazetesini takip edeceğim.

  • Kurmay 41 | 01 Ocak 2022 19:30

    İsmet amca sen izmit in cinarisin yanındayız pazara kadar değil tabi hayırlı olsun

  • Erol | 01 Ocak 2022 15:21

    Sizi orta dalga yazan rahmetli yazardan beri takip ederim ve birakmayada niyetim yok hayırlı olur umarım yeni işiniz

  • İzmitliii | 01 Ocak 2022 11:46

    Sizin başınıza ne gelirse gelsin siz bu şehirdeki gazeteci olarak en büyük markasınız.

  • Hayırlı olsun | 01 Ocak 2022 04:58

    Hayırlısı olsun.

  • Samuel eto | 01 Ocak 2022 01:19

    Hayırlı olsun İsmet abi, nice yıllara.

  • kozluktan okur | 01 Ocak 2022 00:31

    ismet bey hoş geldin .yine yazılarını okuyacağım

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Dikkat edin, düşmeyin!

19Oca

KAF’ta tehlikeli hareket!

18Oca
17Oca

ZİRVE'de huzur!

16Oca