Sabah erken saatlerden, gecenin karanlığına kadar bu şehri yaşayan biriyim...
İnanın, içim yanıyor, midem bulanıyor…
İnsanlar sıkıntı çekiyor. Çocuklar perişan, çalışanlar perişan... Ticari araç sahipleri perişan... Özel araç sahipleri perişan…
İnanılmaz bir sabah trafiği var şehrimizde...
Her sabah şehrin belli bölgelerinde trafik tam anlamıyla kilitleniyor... İnsanlar yolda sefil oluyor.
Minibüsler duraklara gelemiyor.
Taksiler müşterilerine gidemiyor.
Çocuklar okula geç kalıyor.
Çalışanlar işlerine geç kalıyor.
……………
Şehrimin yetkililerine, karar alma ve uygulama yetkisine sahip ilgililerine, şehrimin önde gelen bütün isimlerine, siyasetçilere, iş adamlarına STK yöneticilerine herkese sesleniyorum.
Lütfen bir şeyler yapın!
Lütfen bu şehirdeki insanların yaşadığı bu işkenceyi azaltacak bazı önlemler için düşünün.
Çıkın bir iş gününün sabahında bu şehrin trafiğine... Önünüzde arkanızda eskort arabalar olmasın. Arabayı şoförünüz kullanmasın. Siz, bir vatandaş gibi çıkın trafiğe görün şehrin halini…
Ya da, yine sabah erken saatlerde bu şehrin herhangi bir yerinde yaya olarak sokağa çıkın. Bir minibüs durağına gidin. Bir taksi durağına gelin. Orada araba bekleyin.
Gelen minibüslerin ne halde olduğunu görün.
Bir taksiye binip, bir taksiciden bu şehrin trafik sorununu dinleyin..
Küçücük okul çocuklarının nasıl sefil olduğunu, onları okula göndermek için yanlarında bekleyen velilerinin nasıl öfkelendiğini gözlerinizle görün..
………………
Bu sorun her geçen gün biraz daha büyüyor.
Biliyorum, elbette bir anda çözülemez. Elbette yeni yollar, yeni caddeler açmak mümkün değil.
Araçların bir kısmına ‘siz trafiğe çıkmayın demek’ de mümkün değil. Tıkalı bölgelere trafik polisleri koysanız, bu da çözüm değil. Öyle yerler var ki, trafik polisi koyuluyor, trafik daha beter sıkışıyor.
Ama mutlaka yapılabilecek şeyler olmalı…
Mutlaka bu şehirdeki bu sorunu çözmek için biraz kafa patlatılmalı. Biraz çözüm düşünülmeli.
…………..
İzmit, hatta Kocaeli’nin tamamı, bu ülkede, belki bütün dünyada trafiğin ışıklı kavşaklarda en fazla kesildiği şehirdir diye düşünüyorum.
Trafikte gözlem yapıyorum. Araç bir kavşağa yaklaşıyor, kırmızı ışık yanıyor ve duruyor.
Tamam, makul bir süre bekleyelim…
Ama bir yöne kırmızı ışık yanmış, araçlar beklerken, günün o saatinde yeşil ışığın yandığı diğer tarafta hiç araç yok…
Yolun bir tarafı boşu boşuna bekliyor... Sonra o tarafa yeşil ışık yanıyor. Kısa sürede yeniden ışık kırmızıya dönüyor.
Yine yeşilin yandığı tarafta araç yok, kırmızı ışık yanan tarafta yol tıkanıyor, araçlar birbirinin üzerine çıkıyor.
Bu kentteki bütün ışıklı kavşaklarda ışıkların hangi yöne ne kadar süreyle kırmızı veya yeşil yanacağını yeniden belirlemek lazım.
Her kavşakta kameralar var. Bütün kent gözleniyor.
Kameraların merkezinde akıllı başlı adamların bulunması, bir kavşakta araçlar yığılmış, öbür taraf boşken uzaktan kumanda ile ışıkların renklerinin ayarlanması lazım.
Artık Türkiye’de bile pek çok kentte trafik ışıkları, “Akıllı” hale getirildi. Belki kumanda merkezinde adam oturtmaya bile gerek yok.
Sistemi kuruyorsunuz. Kameralar kavşakları izliyor. Bir yönde trafik yığılmışsa, o tarafa yeşil ışık yanıyor. O bölgedeki trafik boşalana kadar yeşil ışık devam ediyor. Sonra öbür tarafta araçlar yığılmışsa, o yöne yeşil ışık yanıyor.
Bizim şehrimizde hiçbir önlem yok...
Bırakın önlemi, bu konuda kafa patlatan, düşünen birileri bile yok..
Sözde “Mutlu şehir”, sözde “Gülümseyen “ şehir.
Çıkın bir sabah bu kentin trafiğine. İnsanlar ne sıkıntı çekiyor görün.
İşlerine, okullarına, hastaneye, devlet kurumlarına gidenler de sıkıntı çekiyor.
Toplu taşıma sektöründeki profesyoneller, bu işten ekmek parası kazananlar da sıkıntı çekiyor. Tıkalı trafikte ambulansların, itfaiyelerin sirenleri cayır cayır ve çaresiz halde bağırırken, bölgedeki insanların içi kanıyor.
Yazık, gerçekten çok yazık..
Çok büyük işler yapmaya, çok büyük projeler yapmaya da gerek yok.
Biraz küçük dokunuşlar yapılabilir. Hiç değilse, kavşaklardaki ışıkların yanış süreleri, o kavşaklardaki araç birikimi dikkate alınarak yeniden ayarlanabilir.
Tramvay hattı uzatılabilir. Biz 3 senedir daha Kuruçeşme tarafını bitiremedik.
Bakın, pazar günü statta maç var.
Sayın vali, Sayın belediye başkanları, kentimizin değerli büyükleri…
Kendi arabanızla, kendi kullandığınız bir araçla lütfen pazar günü maça gidin.
Bakalım gidebilecek misiniz. Hadi gittiniz diyelim, bakın maç sonu dönebilecek misiniz?
Bu şehre yazık oluyor. Bu şehrin insanlarına gerçekten çok yazık oluyor.