En korkunç yıldönümü  - İsmet Çiğit

En korkunç yıldönümü 


23 yıl önce dün geceydi… 

Terden sırılsıklam olmuş çarşafın üzerinde uyumak mümkün değildi.

Çok sıcak bir geceydi... Çok sıcak olmanın ötesinde insanın içini sıkan, ruhunu karartan bir baskı vardı sanki havada.. 

Gökyüzü öylesine parlaktı ki, sanki yıldızlar aşağıya inmişti. Hani beş katlı bir binanın çatısına çıksanız, şöyle basketbolcu gibi bir zıplasanız, gökyüzündeki yıldızları tutup, toplayabilirdiniz…

O gün, gündüz saatlerinden itibaren adeta bütün sokak kedileri ve köpekleri de ortadan kaybolmuşlardı. Sanki bir şeyler olacağını hissetmiş, ortadan yok olmuşlardı. 

Bugün bu kentte, 16 Ağustos 1999 Pazartesi gecesini, 17 Ağustos 1999 Salı gecesine bağlayan gecedeki  inanılmaz, anlatılamaz, korkunç felaketi yaşamış kaç kişi kalmıştır bilemiyorum! 

Ben, Kozluk Mahallesi Rasathane Caddesi 2’inci yol başındaki Tezişler Apartmanı’nın 4’üncü katındaki evimdeydim.. 

Uyanıktım… 45 saniye süren, bu zaman dilimi içinde 4 kez durup, yeniden başlayan  o korkunç felaketi an be an hatırlıyorum. 

Korkunç sallantı başladıktan sonra eşimin uyanışını, “Neler oluyor” diye bağırışını, sonra  henüz küçük yaşta olan iki oğlumuzun koşarak yanımıza gelişini ve o sırada gözlerindeki inanılmaz  paniği hatırlıyorum. 

Bir yandan sallantı sürüyor, bir yandan evlerin içinde düşüp kırılan cam ve seramik eşyaların sesleri geliyordu. 

Bağırıyordu insanlar, ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. 
……………….
Ben, aklım ermeye başladığı yaşlarımdan itibaren, bu kentte yaşadığım zaman dilimi içinde bir büyük deprem felaketi yaşayacağımı biliyordum. 

Bu nedenle evlenip, aile kurduktan sonra hep sağlam bir evde oturmayı hedeflemiş, Cengiz Kavan’ın çok özenerek inşa ettiği Tezişler Apartmanı’na yerleşmiştim. 

45 saniyelik korkunç sallantı bitti. Ama herkes çok şaşkın ve panik halindeydi. 

Ben, küçük pilli radyomu aldım, sigaramı ve çakmağımı da... 

Öyle paramız pulumuz, yastık altında sakladığımız  altınlarımız, takılarımız falan yoktu. 

4 kişi, karanlık merdivenlerden sokağa indik. 

Saat sabahın 03.05 sıraları… O zamanlar Kozluk’ta Kulespor Kulübü’nün küçük bir lokali vardı. Rahmetli kardeşim Nahit, o gece o saatlerde o lokalde arkadaşlarıyla  oyundaymış. 

Biz kapı önüne indik, Nahit karşımda, “Nerede kaldınız. Siz manyak mısınız? Herkes indi, siz yeni geliyorsunuz” diye bağırdı. 

Birkaç saat eski Kolordu Sineması ile şimdiki Vali Konağı arasındaki meydanda  kalabalık çevre halkı ile birlikte bekleyişimizi hatırlıyorum. 

5,5 -6 şiddetindeki artçılar devam ederken, o meydanın ortasında bulunan yüksek aydınlatma direğinin nasıl eğilip, doğrulduğunu, karşıdaki Nemutlu Apartmanı’nın nasıl sallandığını hatırlıyorum. 

17 Ağustos ve sonrası ile ilgili çok fazla anım var. 

Bir dönem bunları kitap haline getirmeyi çok düşündüm... Hatta bu kitaba başladım. Ama tembel bir adamım, sonra bıraktım. 

Bitirebilseydim, eminim dünyada örneği olmayan çok çarpıcı bir kitap olacaktı. 

Yapamadım. Kendimi İzmit’e borçlu hissediyorum. 
………..
Bugün, o korkunç felaketin 23’üncü yıldönümünde, “Bu kentte hala yıkılmamış ağır hasarlı, onarılmamış orta hasarlı binalar var” edebiyatı yapmayacağım. 

Ama şunu hatırlatmak zorundayım:

Biz dünyanın en güzel, en özel coğrafyasında yaşıyoruz. Ama bu coğrafya aynı zamanda dünyanın  en riskli deprem bölgesidir. 

Bu bölge için depremsellik periyodunun 100 yıl olduğu söylenir. Ama  yakın tarihi incelerseniz, aslında bu periyod 30 yıldır.

1999 felaketinden bu yana periyod dolmak üzere… Bizim buradaki fay hatlarında yakın gelecekte 7 ve üzerinde deprem beklenmiyor.

Ama yanı başımızda Adalar bölgesinde, İstanbul’da, Tekirdağ Körfezi’nde çok büyük risk birikti. 

Sağlam binalarda yaşayın.  Yatırım yapmak için değil, yine deprem olduğunda sağlam kalmak için ev almaya özen gösterin.. 

Belki biz artık böylesi büyük felaketleri bir daha göremeyiz.

Ama bizim çocuklarımız, torunlarımız bu coğrafyada yaşayacaklarsa, mutlaka onlar da görecekler.. Bunu onların kafasına iyice sokun. 

Bu bölgede yaşamanın ilk koşullarından birinin deprem gerçeği ile yaşamak olduğunu onlara mutlaka anlatın. 

17 Ağustos 1999 felaketinde yitirdiğimiz her kesin  manevi huzurunda saygı ile eğiliyor, onlara Allah’tan rahmet diliyorum. 

Dünya malı, dünyada kalır sevgili dostlar. Hırs yapmayın... Kul hakkı yemeyin... 

Bakın, deprem gerçeği var... Burada yaşıyorsanız, er veya geç yeniden bu gerçekle yüz yüze geleceksiniz. 

TARIM KREDİ MARKETİNİ GÖRDÜM 

Pazartesi akşamı saat 19.00 sıralarında  KOCAELİ ZİRVE’nin ofisinden çıktık. 

Patron Tahsin Keskin’e, “Gel şu  Tarım Kredi Kooperatifi’nin İzmit mağazasına gidip, bir bakalım “ dedim. 

Hemen kabul etti. Bir süredir bizimle stajyer olarak çalışan, üç haftadır Perşembe Pazarı’nda zerzevat fiyatlarını takip eden genç arkadaşımız  Sevilay Karkin’i de yanımıza aldık. 

Tarım Kredi Kooperatifi’nin İzmit mağazası, Yenişehir Mahallesi’nde Cihan Hastanesi’nin karşı çaprazında... 

Çok şık bir dükkan. Çok güzel bir market. Biz buraya ulaştığımızda saat 19.30 civarıydı. Hala içerisi kalabalıktı ama sanki bütün gün yağmalanmış gibiydi. 

Bu markette  patates cipsinden Coca Cola’ya, gofretten dondurmaya kadar ne ararsanız var. 

İndirim yapılan pirinç, şeker,  yumurta gibi ürünler gündüz adeta yağmalanmış.. Raflarda patlamış pirinç, şeker torbaları gördüm. 

Selinay, pazar fiyatlarını biliyor. Sebze reyonundaki etiketlerle karşılaştırdık. Karpuz, mısır, biber, domates pazardan daha ucuz değildi. 

İnsanlar, Bakan Nebati’ye inanmışlar. Özellikle kılık-kıyafetlerine bakıldığında AKP seçmeni olduğu anlaşılan aileler, bebek arabalarına çocuklarını da koyup gelmişler.

Ama ucuzlayan mallar tükenmiş, kalan mallar darmadağınık olmuş.. 

Yine de Yenişehir Mahallesi’ndeki bu markete gidip görmenizi isterim. Ama çok büyük hayaller kurmayın. 

Bugüne kadar Bakan Nebati’nin ekonomi konusunda söylediği hangi söz doğru çıktı ki?

Tarım Kredi Tanzim Satış Mağazası’nda  hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ben, hiçbir şey almadan çıktım. 

Hiçbir şeyin ucuzladığı falan yok. Hem neden bu mağazalardan koskoca İzmit’te sadece bir tane bulunuyor?

Madem bu mağazalarda gıda ürünleri ucuz satılacak, neden yenileri açılmıyor da, bu şehir 3 harfli marketlerin insafına terk ediliyor?


 

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 4

  • Remzi | 17 Ağustos 2022 22:46

    Ayni anda elektriklerde kesildi zifiri karanlikda asagi indiniz onu unutmuşun

  • Kamu iktisadi tesekkulleei | 17 Ağustos 2022 19:55

    Bu ülke maalesef kamu işletmelerinden çok çekti. Devlet belediye işletme yönetemez isletemez. Devletin el attığı her iş zarar olarak döner..piyasada fiyatinin yüzde 30 altına satarsa zarar eder. Zararlar da bütçeye yazılır. Daha söylenecek çok şey var ama kamu kurumlarının market işletmesi doğru değil sonunda zarar olacaktır. Ucuz veya bedava diye bir şey ekonomide yoktur

  • Cenk Cemil | 17 Ağustos 2022 11:20

    Yazıdan alıntı : "Bu markette patates cipsinden Coca Cola’ya, gofretten dondurmaya kadar ne ararsanız var." Sayın Çiğit, Demek ki bu Kooperatif piyasaya kar etmek için atılmış bir Kooperatif !.. Çünkü, marketinde hemen her ürünün olması bunu gösteriyor. Bu kooperatifleri bendeniz sadece Tarım Bakanlığının ve Toprak Mahsülleri Ofisinin ürettiği ürünleri pazarladığını zannediyordum. Ama, öyle değilmiş ! Hoş devletin pazarladığı malları da satarken piyasadan kuruş aşağıda bir ürün satmıyordu ! Cumurbaşkanımızın "Yüzde 30-40 arası indirim yapın" emri ile şayet bu indirmi fiyatlara yansıtırlarsa gerçekten çok iyi... Ama, fiyatları kontrol etmek gerekiyor ! Örneğin eskiden kilosu 30 L. olan bir ürün, en az yüzde otuz indirimle 21 TL. ye satılmalı !

  • GÖRÜNEN KÖY | 17 Ağustos 2022 07:33

    Sahiden korkunç bir olay, yıllar sonra ANILMASI bile korkunç ve tehlikeli ki büyüklerimiz bizleri düşünerek yasaklamışlar...

YAZARIN SON 5 YAZISI